06222021Sal
Last updatePz, 18 Nis 2021 12pm

Yeni bir dünya için marjinal zırvayı tarihin çöp sepetine atmak (2)

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

İktisat bilimi neo-klasik teori tarafından kuşatılmış durumdadır. Açık ki modern dünya ekonomisinin ve 2008 yılından bugüne kadar devam eden son buhranın en büyük nedeni neo-klasik kavrayıştır. Doğal olarak bugünkü iktisadi kavrayışı eleştirmek neo-klasikleri eleştirmektir. Miladını doldurmuş, küflenmiş bu düşünce, eleştirmeye değer en ufak bir yan içermediği gibi bugünkü halimizin de tek müsebbibidir. Ancak yine de neo-klasik iktisat eleştirisi üzerinden emek değer teorisini ortaya koymak doğru bir bilim yapmamızı engelleyecektir. Çünkü neo-klasik kavrayış iktisat bilimini matematiksel hilelere çevirmiş ve içeriğini boşaltmıştır. Elimizde emek-değer teorisi gibi bir hazine varken, hala arz ve talebin, marjinalizmin peşinden koşuyor olmamız insanlık tarihi boyunca öğretilecek bir ders olacaktır.


Yeni bir dünya için ARZ ve TALEBi tarihin çöp sepetine atmak (1)

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

İktisadi anlamda değerin ne olduğunu ifade eden iki ana gelenek söz konusudur. Bunların ilki emek değer teorisi Ricardiyen iktisadi görüşken diğeri klasikler faydacılar olarak anabileceğimiz iktisadi görüştür. Mevcut iktisadi hayat faydacı görüş ya da neo-klasik algı tarafından kuşatılmış durumdadır. Yani iyisiyle kötüsüyle küresel ekonominin geldiği yerin sorumlusu bu neo-klasik kafadır. Ürünü ortada olan bir görüşü çok fazla ele almaya gerekte yok açıkçası. Bizim için değerli olanın emek-değer teorisi olduğu açıktır.

Ricardiyen iktisat ve Marksist iktisat aslında birçok yönüyle birbirinin devamcısı gibidir. Ne var ki Marksizm emeğin tek gerçek olmasından dolayı her şeyin emeğin olması gerektiğini, sermayenin sürekli anlamda emeği sömürdüğünü ifade eder. Ricardo ise buna çok daha farklı bakar. Sermayenin kar etmek içi üretimi organize ettiği bu yüzden karın sermayenin hakkı olduğunu söyler. Ama yine de Ricardo birçok anlamda çağının çok ilerisinde biridir.

Şimdi panik yapabilirsiniz Bölüm 2; Kapitalizmin ardı Sosyalizm mi?

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

Geçen yazıda (Bölüm 1; kapitalizm öldü) kapitalizmin ve sosyalizmin güçlü ve güçsüz yanlarını anlatmıştım. Stabil bir toplumda sosyalizmin, dinamik bir toplumda kapitalizmin daha iyi sonuç verdiğinin altını çizmiştim. Ve sosyalizmin totaliter bir rejim olmasından değil iktisadi olarak başarısız olmasından yıkıldığını söylemiştim.

Bu yazdıklarım sosyalizme saldırı diye yorumlayan da oldu objektif bulanlarda. Bu yüzden bir şeyin altını çizeyim tekrardan ve bilmeyenlerde mevzuya nasıl baktığımı anlasın; Sovyet deneyimi bence insanlık tarihinin en önemli olayıdır. Asıl saldırı sosyalizmin diktatörlük olduğunu söylemektir. Demokrasi çok mu lazım bir şey? Sovyet demokrasisi, tam demokrasinin enfes örneklerinden biridir. Sovyet demek danışma kurulu demektir. Sovyetlerin temsilcilerini Sovyet üyeleri seçer, onlar üst kurulun üyelerini seçer ve en son yüksek Sovyet üyeleri seçilir. Bu insanlık tarihinde eşine az rastlanır bir demokrasi örneğidir. Üretimin içinde olan herkes söz sahibidir. Sovyetler birliği bu manada öyle sosyolojik çözümleme yapanların hepsinden en az 100 yıl ileri bir düzeyi temsil eder. Bunun partinin denetimine girmesi Stalin döneminde özellikle de faşist Almanya ile savaş halinde gerçekleşmiştir. Ne var ki normale dönüş çabası Kruşçev popülizmine feda edilmiştir.

İki Kapital, iki Marks, iki Marksizm 1

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Bu yazı dizisi biraz kapsamlı bir yazı dizisi olacak. Aldığım notların hepsini toplayıp yazmak gerçekten çok vakit alıyor. Özellikle kapitalin iki çevirisini karşılaştırmak okuyucuda taktir eder ki aynı zamanda bir kapital okuma dersine döneceği için zor ve meşakkatli bir iştir. Bu işi kapital okuma dersine çevirmeden sadece daha önce okumuş ve bir fikre sahip olmuş okuyucu için bir yazı dizisi oluşturmak istedim.

Açıkçası bu yazı dizisini İnternet sitesinde "kendime yazılar" diye bölüm altında paylaşacaktım ama ekonomi yazıları altında toparladığım yazılarla paralerlik sergilediği için burada tartışmak daha doğru geldi. Ben bu yazıları klasik okuyucu için değil, sadece iktisat bilimine meraklı ve Marksizmi iktisadi açıdan ele almak isteyen okuyucular için kapital okurken dikkat edilmesi gereken yerler olarak ele alıyorum.

Şimdi panik yapabilirsiniz! 1.Bölüm: Kapitalizm öldü.

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

Her ekonomik kriz bir ideolojik krizdir. Hem ekonomik ve hem de ekolojik bir kriz çok daha fazlasıdır.

Kapitalizm tam kapasite halinde hareket etmeye programlıdır. Yıkıcı etkilerini bir an için görmezden gelirsek kapitalizmin motor güçleri oldukça etkileyicidir.

Bütün insanları bir ülkü etrafında örgütleyebilen, işbirliği sağlatan, yüksek verimlilikle çalışmalarını sağlayan çok az sistem olmuştur. Kapitalizm tam olarak böyle bir sistemdir.

Kim ne derse desin, istediğimiz kadar eleştirelim kapitalizm şimdiye kadar kurulmuş en yüksek verimli sistemdir. Yerine kurulacak sistem ilhamını kapitalizmden almadığı sürece başarı şansı olmayacaktır. Kapitalizmin kendi sonunu getiren bir yapıya sahip olduğu tezi kesinlikle doğru bir tezdir, kapitalizmde yıkım kaçınılmazdır. Bütün bu olumsuz yönlerine rağmen üretim söz konusu olduğunda kapitalizm doğal bir sistemdir. Kapitalizmdeki problem paylaşım problemidir. Tıpkı insan vücudunun evrimi gibi merhale merhale gelişmiştir. Yüksek bir verim elde etmiş ve insanlığın bugünkü düzeye ulaşmasını sağlamıştır. Bir yüz yıl önce sıradan insanların araba sahibi olması imkansız gibi görünürken, bugün bir çok insanın kişisel uçan araçlara sahip olduğunu görebiliyoruz. Toplumsal servet muazzam bir şekilde büyümüştür. Ve buna paraler olmasa bile zenginliğinde muazzam ölçülerde genişlediğini gözlemlemek mümkün.


Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses