09262021Pz
Last updateCts, 25 Eyl 2021 9pm

Şimdi panik yapabilirsiniz Bölüm 2; Kapitalizmin ardı Sosyalizm mi?

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Geçen yazıda (Bölüm 1; kapitalizm öldü) kapitalizmin ve sosyalizmin güçlü ve güçsüz yanlarını anlatmıştım. Stabil bir toplumda sosyalizmin, dinamik bir toplumda kapitalizmin daha iyi sonuç verdiğinin altını çizmiştim. Ve sosyalizmin totaliter bir rejim olmasından değil iktisadi olarak başarısız olmasından yıkıldığını söylemiştim.

Bu yazdıklarım sosyalizme saldırı diye yorumlayan da oldu objektif bulanlarda. Bu yüzden bir şeyin altını çizeyim tekrardan ve bilmeyenlerde mevzuya nasıl baktığımı anlasın; Sovyet deneyimi bence insanlık tarihinin en önemli olayıdır. Asıl saldırı sosyalizmin diktatörlük olduğunu söylemektir. Demokrasi çok mu lazım bir şey? Sovyet demokrasisi, tam demokrasinin enfes örneklerinden biridir. Sovyet demek danışma kurulu demektir. Sovyetlerin temsilcilerini Sovyet üyeleri seçer, onlar üst kurulun üyelerini seçer ve en son yüksek Sovyet üyeleri seçilir. Bu insanlık tarihinde eşine az rastlanır bir demokrasi örneğidir. Üretimin içinde olan herkes söz sahibidir. Sovyetler birliği bu manada öyle sosyolojik çözümleme yapanların hepsinden en az 100 yıl ileri bir düzeyi temsil eder. Bunun partinin denetimine girmesi Stalin döneminde özellikle de faşist Almanya ile savaş halinde gerçekleşmiştir. Ne var ki normale dönüş çabası Kruşçev popülizmine feda edilmiştir.

Liberal demokrasi adeta bir pazarlama mucizesinden ibarettir. Hiçbir seçim sürecinde karar verici halk ya da üretici güçler olmamıştır. Kim “tüketiciyi” yani seçmeni daha iyi temizlik yaptığına inandırırsa tüketici yani seçmen ona gider. İçeriği aynı olan formüllerle kim daha iyi yalan atıp seçmene kendisinin çok daha farklı ve üstün olduğuna inandırırsa o iktidarı ele geçiriyor. Tıpkı çamaşır deterjanları gibi hepsi aynı işi görmesine rağmen bazı deterjanları tercih ederiz. Çünkü gerçekten reklamı çok iyidir. Seçim sistemi de tam olarak deterjan seçimi gibi bir durumu ifade eder.

Bir de, çoğunluk istiyor diye her şeyi yapmak niye demokrasi olsun ki? Er ya da geç Sovyet demokrasisi hakkettiği değeri görecektir.

Sovyet demokrasisi liberal demokrasinin çok ötesinde bir sistemdi. Üretimde bulunan herkesin söz hakkı olduğu bir sistemdi. Üretmeyen yönetmesin de zaten.

Sovyet demokrasisinin liberal demokrasilerden daha üstün olduğunu gösteren en büyük örnek; hiçbir liberal sistem silahsız yıkılmamıştır ama Sovyetler kansız bir devrimle yıkıldı. Bu da, ne kadar üstün bir demokrasisinin olduğunu göstermeye yeter. Demokrasi konusundaki bu üstünlüğü üretim konusunda zaman ile kaybetti çünkü planlı ekonomi daha gelişkin bir örnek varken işler bir ekonomi biçimidir.  

İki sistemin verimliliği konusunda bir karşılaştırma yapacağım. Verilerle konuşacağım ki mevzunun Marksist iktisattaki eksik yönleri açığa çıkarmak için ortaya atıldığı anlaşılsın. Sosyalist bir devlet mekanizmasının ne olması gerektiği üzerine durmayacağım, zaten herkes sadece bunu tartışıyor. Ben sosyalizmin ekonomik yönünün nasıl eksik olduğu üzerine duracağım. Esas eksik yön Sovyetlerin ihtiyaçları mükemmel biçimde örgütlerken istekleri örgütleyememesidir.

1979-80 yılı için 1000 dolarlık GSYH üretmek için Rusya’da 1490 kilo kömür ve 135 kilo çelik girdisi gerekirken bu oran Fransa’da 502 kilo kömür 42 kilo çeliktir. Üretilen malın değeridir bu. Nitelikli üretim. Aslında 80 kuşağı solcuların katma değerli ürün üretmek gerekir geyiklerinin altına bu durum yatar. Hadi Fransa ve Rusya biraz şartları birbirine uzak iki ülke diyelim

Doğu Almanya’da 1356-88 kilo iken batı Almanya’da 565-52 kilodur (büyük güçlerin yükseliş ve çöküşleri Paul Kennedy iş bankası yayınları)

Bu tablolar ne demek oluyor? Fransa 502 kilo kömür veya 42 kilo çelik kullanarak 1000 dolarlık GSYH elde ederken bu oran Sovyet Rusya’da neredeyse 3 katı bir girdiği gerektirir. Daha açık anlatmak için söyleyeyim aynı malzemeyi kullandıkları halde Rusya Lada üretmiş Fransa Citroen.

Daha yakın iki örnek olması acısından doğu Almanya ve Batı Almanya arasındaki farkta görünmeye değerdir. İki kutupta iki Almanya ya ayrı bir önem göstermiştir. Aynı paraya Biri Skoda üretirken diğeri Volkswagen üretmiş. Ya da aynı fiyata biri Skoda Fabia üretirken diğeri golf üretmiş.

Ya da makine olarak ele alırsak, Sovyetlerin ürettiği dikiş makinesinin malzemeleriyle tam 3 katı hızlı dikiş diken başka bir makine üretmiş Fransızlar. Bunu nereden biliyoruz? Bir makinenin değerini belirlemezse bile bir diğer makineye göre değerini belirleyen şey birim zamanda gördüğü iştir yani bizi kurtardığı negatif emek zamandır. Sosyalizm verimlilik konusunda da kapitalizmin gerisinde bir sistemdir. Mesela aynı yıllarda Sovyetlerde 80.000 adet bilgisayar varken sadece birleşik devletlerde 400.0000 bilgisayar vardı. Kapitalizm konforu örgütlerken, sosyalizm gerekliliği örgütler. Eğer gelişmekte olan bir ülkeyse doğru ekonomi gereklilik üzerinden kurulan bir ekonomidir. Ama gelişkin bir ekonomi konforu örgütlemelidir.

Neden gelişkin bir ekonomi konforu örgütlemelidir? Amaca hizmet eden skoda ile amaca hizmet eden Volkswagen arasında konfor olarak fark olması neyi değiştirir?  

Her şeyden önce konfor nedir? Konfor ekonominin kendisidir.

İhtiyaç kavramı bütün canlılarda ortak bir noktayı işaret eder. İhtiyaçlar karşılanmaması durumunda bedeni bir azaba ve varoluşun tehlikeye düşmesine neden olan güdülere yaslanır. Yani her ihtiyaç bir güdüden kaynaklanır. 3 temel ihtiyaca sahibiz, beslenmek, korunmak ve nesli devam ettirmek. Bu ihtiyaçların hangi imajlara sahip olduğu kültürün sorunudur. Kültür sorunlara bulunan cevapların toplamıdır.

Peki istekler nedir? İstekler bu ihtiyaçlarımıza ulaşmak için harcadığımız emek süreçlerinin kısalmasını sağlayan her şeydir. Yani bizim bu ihtiyaçlarımızı elde etmemiz için eylem halinde bulunmamız gerekir. Elma ise beslenme ihtiyacının imajı bir ağaçtan bunun toplanması gerekir veya bir hayvan tüketmek istiyorsak bunu ya avlamamız ya da besleyip büyütmemiz gerekir. İşte bu süreçler ihtiyaçlarımızı gidermemiz için gerekli eylem süreleridir. Pazar toplumlarında bu süreç yerine, herkes en iyi bildiği işi yaparak elde ettiği ücreti sayesinde bu ihtiyaçlarını giderir. Bu sürece emek süreci deriz. İlkel hali avcılık ve toplayıcılık olan bu sürecin şimdiki hali üretim-mesai halini almıştır. İşte en ilkel halimizde ilk isteğimiz bir taşı ya da sopayı sivrileştirmeyle başlar ve bugün uzay teknolojisine varan noktaya ulaşır. Yani isteklerimiz eylem sürelerimizi kısaltır ve biz buna şimdiki zamandan baktığımızda konfor deriz. Halbuki mevzu konfor üretmek değildir eylem sürelerini kısaltma arzusudur. Konfor isteğin gerçekleşmiş halidir. Elma ağaçlarının köy sınırlarına gelmesi ya da hayvanların ehlileştirilip avcılığın sportif hale dönmesi bir isteğin ürünüdür ve paleolitik insan için oldukça konforludur (burada yaptığımız tanımı ilk kez Piyasa, Alternatif İktisadın Kritiği, 2014, Tevn yayınları, kitabında kavramlaştırdım. Kitabım bütün bölümlerini buraya tıklayarak internet sitemden okuyabilirsiniz).

Devam edeceğiz…


Yorum ekle


Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses