09262021Pz
Last updateCts, 25 Eyl 2021 9pm

Yeni bir dünya için ARZ ve TALEBi tarihin çöp sepetine atmak (1)

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İktisadi anlamda değerin ne olduğunu ifade eden iki ana gelenek söz konusudur. Bunların ilki emek değer teorisi Ricardiyen iktisadi görüşken diğeri klasikler faydacılar olarak anabileceğimiz iktisadi görüştür. Mevcut iktisadi hayat faydacı görüş ya da neo-klasik algı tarafından kuşatılmış durumdadır. Yani iyisiyle kötüsüyle küresel ekonominin geldiği yerin sorumlusu bu neo-klasik kafadır. Ürünü ortada olan bir görüşü çok fazla ele almaya gerekte yok açıkçası. Bizim için değerli olanın emek-değer teorisi olduğu açıktır.

Ricardiyen iktisat ve Marksist iktisat aslında birçok yönüyle birbirinin devamcısı gibidir. Ne var ki Marksizm emeğin tek gerçek olmasından dolayı her şeyin emeğin olması gerektiğini, sermayenin sürekli anlamda emeği sömürdüğünü ifade eder. Ricardo ise buna çok daha farklı bakar. Sermayenin kar etmek içi üretimi organize ettiği bu yüzden karın sermayenin hakkı olduğunu söyler. Ama yine de Ricardo birçok anlamda çağının çok ilerisinde biridir.

Konumuza dönersek, bir birim ürünün değerini belirleyen şey emektir dediğimiz anda tüm düzlem değişir. İktisadi algımız komple ferç geçirir. Çünkü bir şeyin değeri içerdiği emek miktarı kadardır dediğinizde yani bir parça altının değeri onu toprağın altından çıkarmanın zahmeti kadardır dediğinizde önünüze bir kapı açılır, diğer insanlar bu altının ne kadar zahmetle çıkarıldığını nereden biliyorlar? Dahası neden bir eşyanın fiyatı içerdiği emek miktarından çok daha fazla olur? Bu sorulara yanıt veremediği için iktisat alanında emek değer teorisi çok fazla rağbet görmemekle birlikte tüm felsefik tartışmaların merkezindeki konumunu korumaktadır. Çünkü sermayenin tek elde biriktiği tezi emek değer teorisi olmadan işlemez. Yani emek ürettiğini tüketemediği için sermaye sürekli anlamda bir elde malen birikir der Marks. Ve bu gerçek bugünkü ekonomik krizin tek tutarlı açıklamasını oluşturur.

Buna rağmen Marks bile arz ve talep ilkelerinden nasibini almıştır. Kapitalde arz ve talebin fiyatı belirleyemeyeceğini ifade etmiş olsa bile (kapital, 515-516 sol yayınları) yine de piyasada arz ve talebin belirleyici bir unsur olduğunu vurgulamıştır. Bu tartışma yüz yıllardır sürüp gelen bir tartışmadır. Ne var ki emeğin, değerin tek ölçüsü olduğunu iddia ettiğimiz anda hiçbir düzlemde arz ve talebe ihtiyaç hissetmeyiz. Bir malın azlığının ya da çokluğunun değere bir etkisi olamaz. Bir mal sadece ve sadece içindeki emek miktarı kadar değerli olabilir.

Ancak bir sorun emek değer teorisi için koskocaman bir sorun vardır. Eğer ki emeğin bir toplumsal ortalaması varsa yani her şeyin değerini belirleyen yegane unsur emekse ve emekte toplumsal ortalamaya uygun bir çıktı vermek zorundaysa, sermaye Marks’ın iddiasında olduğu gibi fiyatı kafasına göre belirleyemez. Yani bir birim malın değeri içerdiği toplumsal ortalama emek kadardır dediğimizde bu toplumsal ortalamanın ürünü olan şeyler neredeyse hiç kar etmemiş, bu toplumsal ortalamanın üstünde olan ürünler sermayesine kar ettirmiş ve bu toplumsal ortalamanın altında kalan ürünler sermayedarına zarar ettirmiş ürünler olur. Yani iddia o ki, sermaye üretim tezgahında sömürü yapabilmek için toplumsal ortalamanın üzerinde bir ürün üretmek zorundadır. Ki bu durumda bile yeni üretim tarzının hızla yaygınlaşmasından ötürü sermaye ikinci döngüde tekrardan toplumsal ortalamaya yakın bir çıktı vereceğinden yine kar edemez halde olacaktır.

Eğer bir birim emeğin ürünü, bir birim başka emeğin ürünü kadar değerliyse (ki bence de öyledir) metanın fiyatının belirlendiği yer sermayenin beklentileri değil, emeğin toplumsal ortalaması olur. İşte emek değer teorisi bu noktada işlemez olur.

Bir başka boyuttan baktığımızda sermayenin sömürüsü artı değer sayesinde oluyorsa, artı değerin oluşmadığı bir düzlemde tersine bir sömürünün gerçekleştiğini söylememiz gerekir. Böyle bir şeyin hem saçma hem de imkânsız olduğu ortadadır. Ama matematik bunun böyle olduğunu söylemekte.

Emek değer teorisini temel alarak düşünmeye başladığımız zaman bir ilkeyi kesin kes kabul etmemiz gerekir. Emek sadece kendisi için üretir. Emeğin değeri ancak yine emeğin ortalama verimi tarafından belirlenebilir. Yani emek için yapılacak her iyileştirme toplumsal ortalama değişmediği sürece kısa zamanda eski haline dönecektir. Doğal olarak emeğin ücreti toplumsal ortalamaya yaptığı katkı tarafından belirlenir.

Bir diğer husus azlık ya da çokluğun fiyat üzerindeki etkisidir.

Emeği ve emeğin toplumsal ortalamasını merkeze aldığımızda azlık ya da çokluk değil emeğin ürünü olan emtianın diğer emtialar ile olan ilişkisi tarafından belirlendiğini iddia etmiş oluruz. Doğal olarak ücret emeğin ürünü değildir. Ücret emeğin diğer emek türlerine göre verimi tarafından belirlenir. Bu verimin ne olduğunu belirleyen ise toplumsal ortalamadır.

Örneğin bir birim emek ile bir üretici 10 kilo buğday üretiyor ve diğer üretici 100 kilo buğday üretiyorsa her iki buğdayında aynı fiyatta olacağı gibi bir durum söz konusu değildir. Emeğin ortalama verimi 55 kilo buğday olacağı için 10 kilo buğday üreten emek 100 kilo buğday üreten emeğe göre daha az bir ücrete denk gelecektir. Burada fiyatı belirleyen ortalama verimdir. Eğer ki her üretici 100 kilo buğday üretiyorsa 10 kilo buğday üreten emek elbette onda bir ücret alacaktır.

Demek ki ön kabul olarak her şeyin değerinin emek olduğunu kabul etmekle başlamalıyız işe. Bu ilke tartışmaya açık bir ilke değildir. Her şeyin değeri emekse ve emeğin değeri emeğin ortalama verimi sayesinde belirleniyorsa o zaman emtianın fiyatı üzerine herhangi bir fazla eklemek mümkün değildir. Çünkü emeğin toplumsal ortalaması gibi sömürünün de bir toplumsal ortalaması olacak ve aslında herkesin aynı oranda kâr etmeye çalıştığı bir düzlemde hiç kimse kâr etmeyecektir. Bunun nedeni elbette emek nasıl ki ücretlerin iyi olduğu üretim kollarına doğru hareket halindeyse, sermayede yüksek kârlılık peşinde hareket eder. Doğal olarak ne sermaye ne de emek asla kendi gelirini belirleyebileceği bir düzleme sahip olmaz.

Devam edeceğiz…

 

 

 

 

 


Yorum ekle


Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses