05182022Çrş
Last updatePzt, 11 Nis 2022 9pm

İnsanlığı kim öldürdü

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İdlib’de ölen askerlerden sonra bütün sınır kapıları açıldı. Belirli sınırları kendi belirlediği yasalarla koruyan toplumsal yapı bir anda sınır konusundaki netliği muğlaklığa çevirdi. Kimseye git demedi hiç kimse ama gitsin diye her yerde linç gösterileri görüldü.

İsmail Sayılmaz’a bakmayın siz. O adam zaten ırkçı. Dün gitsin diyordu şimdi ölenler ekmeğine bal olmuş. Bu ulusolcuların hepsi aynı terane. Mevzu Suriyelileri ne denli çok sevdiğimiz mevzusu değil. Bozuk saat bile iki kere doğruyu gösteriyor ya, gerçekten Avrupa’nın hiçbir ulvi değeri kalmamış, bütün o yüksek medeniyet, insan hakları felan hikâye.

Bizim ülkedeki Yunan düşmanlığına eş bir Yunan gardaşlığı var. Bir kısım ırkçı, Rum bırakmadı memlekette, bir kısım da İzmir’i verecek neredeyse. Neden hiç normal insanlar gündem olmuyor? Elbette bu sınırlar gerçek değil, elbette hepsi kalkmalı ama önce kafalardan kalkmalı. Mesela artık kim daha zalim diye tartışabiliriz? Artık belki Yunanistan’ın Makedonya’ya yaptığı baskıları kendi içinde emperyalist hayallere sahip olduğunu konuşmalı insanlar. Öyle platondan bu yana süren doğu roma imajı yok orada. Kaldı ki her devlet gibi devletin yunan hali de bildiğin zalim.

Botların üzerine sürdükleri gemilere de bakın hele. O insanları o denizlere salanlarda, denizlerde insanlara saldıranlarda aynı vahşet çağının gayrimeşru çocukları.

Arakan’da, Çin’de, Hindistan’da Müslümanlar öldüğünde dağı taşı yerinden oynatanlar nedense sessiz. Demek ki neymiş, kendinin yapmayacağını başkasından istemeyeceksin.

Bir hakkı yerine teslim edelim, Türkiye’de yaşayan halk dünyanın diğer bölgelerinden çok daha fazla mültecilere sahip çıktı. Dün defolup gitsin diyen ama bugün bu ne zulümdür diyen ırkçı Kemalistleri ya da dün Ensar deyip bugün haydi yunana diye bağıran dinci Kemalistleri dışında tutarak söylüyorum, bugün sahip çıkanlar gerçekten yürekten sahip çıkıyorlar.

Arada büyük bir kültür farkı olmasına rağmen hiçbir rehabilite olmadan en ufak bir entegrasyon sürecine ihtiyaç duymadan topluma karışan bu insanlar birer saatli bomba. Evleri yakılıp yıkılmış, çocukları gözleri önünde öldürülmüş, tecavüze uğramış, katledilmiş, işkence görmüş bu insanların kültürel anlamda hiçbir fark olmazsa bile bir rehabilitasyon sürecinden geçmesi gerekirdi. Toplumunda buna hazırlanması gerekirdi ama toplumu top gibi bir o tarafa bir bu tarafa vurmak isteyen iktidarın işine gelmezdi. Bu yüzden de Ensar olanlar önce mülteciye sonra yüke sonra kambura en son düşmana çevrildi.

Kusura baksınlar biraz, Suriye’de hak iddiasındaysan bu mültecilere bakacaksın.  Mecbur bakacaksın. Ülkeyi mülteciler fakirleştirdi nasıl bir yalandır. Sanki mülteciler beş yıldızlı otellerde kalıyorlar. Beş para etmez bodrumları kiraya vermişler, sigortasız yarı maaşla iki katı iş vermişler ve birde mülteciler zenginliği tüketiyor diye meydana çıkmışlar. Mültecilerin ülke ekonomisine olumlu katkısı olmuş ve hatta çerçöp bu adamlar sayesinde değerli olmuş. Üretiyorsa tüketecek elbette. Geri dönüşümde dünya birincisi sayılırız neden? Kağıt toplayanlar hep mülteci.

Herkes zaman zaman öfkeleniyor, bazen gruplaşmalar göze çarpıyor ama bir savunma refleksi, sudan çıkmış balık misali bu adamlar. Kimse elini sallayan gelsin buraya demiyor, kimse mülteciler istediği gibi at koştursun demiyor ama bu yapılanlarda çok fazla değil mi? Herkes sessiz kalan herkes bu suçun ortağı. Ses çıkarıp harekete geçmeyenler çok mu masum? Hepimiz katiliz tartışmaya gerek bile yok. Cinnet çağı, ölümlerden ölüm beğeniyoruz adeta. Korena mı, Deprem mi yoksa savaş mı istediğimiz ölüm? Ne istiyorsak var artık.  

 

 

 


Yorum ekle


Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses