05182022Çrş
Last updatePzt, 11 Nis 2022 9pm

Pınar Fidan'ı linç edelim mi? Düşünce ve ifade özgürlüğü ne değildir?

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Kenan evren denen yaratığa soruyorlar “sizin yönetiminizde düşünce özgürlüğü sekteye uğramış doğru mu?” diye,

Yaratık cevap veriyor;

“Hayır, efendim biz kimin ne düşündüğüne hiçbir şekilde karışmıyoruz sadece bunları açıklayanlara müdahale ediyoruz.” 

Bu ne alicenaplık böyle!

Düşünce özgürlüğünden diktatörün anladığına da bakın hele.

Bu adamın sefil bir diktatör, ahmak bir kukla, kişiliksiz bir uşak olduğunu bilmeyen yoktur. Ama bu sefil adam bir cahillik derecesini ifade ediyor. Bu adam düşünce özgürlüğünü gerçekten düşünme özgürlüğü gibi bir şey sanıyor. İnsan istediği düşünceyi savunma ve yayma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Toplum yaşamı üzerine olsun ya da olmasın her fikir bir ihtiyacı imaj alır kendine. Bu ihtiyacın imajı bir gün toplumun genel arzularına denk gelebilir. Her aykırı düşünce bir gün yani şartlar olgunlaştığında ayyuka çıkar ve gerçekten tek gerçek fikirmiş gibi kabul görebilir. Bu yüzden tartışılmayan her şey efsaneleşir.

Toplumsal yaşamdan fikir ve ifade özgürlüğü beklentisi içerisinde olanlar kendi içlerinde fikir ve ifade özgürlüğü konusunda ne kadar ileri bir düzeyde dersiniz?

Bizi Dingil Kenan düzleminden ne kurtarır? Mesela düşünce özgürlüğü konusunda sol mahalle ne kadar özgürlük alanına sahip? Sağın bu konudan anladığını zaten Kenan Evren özetlemiş. İstediğimizi düşüne bilirmişiz. Mesela sol mahalle düşünce özgürlüğü konusunda nelere izin verir? “Demokrasi” kavramı tartışma konusu olabilir mi? Mesela biri çıkıp “yahu demokrasiye ne gerek var?” diye bilir mi? Mesela “kadınlar evde çocuk baksın, siyasetinde ekonomik yaşamında içinde olmasın” diye bir düşünce kendini ifade edebilir mi? Mesela “kendimize kutsal kurallar bulalım, bunları kimse tartışmasın. Bu kurallara uygun açıklamalarla dünyayı yorumlayalım” diyebilir mi birileri? Mesela biri çıkıp cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan Kürt kırımını ya da Osmanlının son döneminde yaşanan Ermeni soykırımını haklı buluyorum derse ne olur?

Bunlar dünyayı devrimci bir tarz ile yorumlayan sol düşüncelerden herhangi birine sahip herkes için oldukça rahatsız edici konuların başında geliyor. Özellikle soruları buralardan seçtim. Olur mu öyle saçma şey? Ne demek kadın evde kalsın, çocuk baksın ya da ne demek soykırım haklıydı ya da ne demek Kürtler hak etmişti bütün bunları?

Ben solun sokağında büyüdüm. Öyle devrimci entellikle değil yumrukların sıkılı olduğu, herkesin elinin beline gittiği yerlerde büyüdüm. Bir kere solcuların eşleri çocuk bakıp ev temizliyorlar, çoğu zamanda siyasetin ve ekonomik yaşamın içerisinde değiller. Olanlar yok mu? Var, ama istisna.  Belki teorik olarak tartışılmıyor ama pratik bu. Mesela demokrasi meselesi, hiç oyla gelip giden bir devrimci lider görmedim. Hepsi kanlı bıçaklı silahlı kavgalarla oldu. Demokrasi mi, demokraside ne demek? Demokrasi parti tabelalarında bir temenniden ibarettir. Gerçi çok mu lazım demokrasi bilemiyorum. Kaldı ki demokrasiye inanan birisi de değilim. En nihayetinde demokrasi, kapitalist toplumlarda en iyi reklam çalışması yapanın mükâfatlandırıldığı bir rejimden ibarettir. Bir pazarlama mucizesi.  Ama genel anlamda sol siyaset demokrasiye en çok atıfta bulunan yapılara sahip olduğuna göre, demokrasi, en azından temsili demokrasinin işlemesi iyi olurdu. Mesela temsili demokrasi konusunda hangi parti genel merkez dışında bir listeyle parti içi yönetime müdahale edebilir? Adam ölür bu sebepten sosyalistler içerisinde. Sosyalistleri bir kenara bırak, Greenpeace bile adam öldürür iç muhalefeti görünce.

Düşünce özgürlüğü hoşumuza giden düşüncelerin açıklanma özgürlüğü değildir. Hoşumuza gitmeyen düşüncelerinde açıklanmasıdır. Buradaki temel ilke aykırı düşünceler ifade bulabilsin manasında bir şey değil, her düşünce birilerine aykırıdır, bu yüzden her düşünce kesin olarak aykırı düşüncedir. Fikir ve ifade özgürlüğü bu yüzden kutsal bir haktır. Kaldı ki tartışılan her şey sıradanlaşır, tartışılmayan her şey efsaneleşir.

Pınar Fidan isimli stand-up sanatçısı geçenlerde stand-up gösterisinde cem evlerine kontraların daha çok gittiğini söylemiş diye kıyamet koptu.  Tabi sadece bu değil birde alevi öldürmek için madımak yapın diyordu. Komik mi? İlki komikti ikincisi rezalet. Bunun dışında yorum yapma hakkını nereden buluyoruz kendimize? Beğenmediysek izlemeyiz o kadar. Bu şakalardan niyet tahlili yapmak, karakter analizi yapmak düşünce özgürlüğü oluyor da bu şakalar niye düşünce özgürlüğü olmuyor? Eğer naif olmaksa derdimiz, "incitmeden konuşalım" ise bu linç niye? Ve naiflik bu linçin neresinde? Eğer naif olmak gibi bir derdimiz yoksa bir komedyenden naiflik beklemek niye? Kıyameti kopartanlar da zamanın en aykırı sanatçıları, ihtiyar heyetinden en çok laf yiyen aykırı tipler. Şimdilerde o kınadıkları amcalara teyzelere dönmüşler.

İsteyen istediği gibi düşünür, istediği gibi konuşur ve fikirlerini istediği gibi teorize edebilir. Kimsenin keyfine göre fikir üretmek zorunda değiliz. Düşüncelerimizi de kimsenin isteklerine göre açıklamak zorunda da değiliz. Eğer böyle bir zorunluluk varsa dingil kenan’a bu öfke niye?

Artık hepimiz daha aykırı düşüncelere hazırlıklı olalım. Çünkü artık kimse sizin gibi düşünmüyor. 


Yorum ekle


Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses