06222021Sal
Last updatePz, 18 Nis 2021 12pm

Cafer solgun'a cevaben - polemik

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Cafer Solgun öteden beri sevdiğim ve değer verdiğim bir kişi olmanın yanı sıra entelektüel düzeyini de takdir ettiğim ve keyifle takip ettiğim bir yazardır.

Bolşevikler üzerine bir tartışma başlatmasının ardından HDP grubunda da Bolşeviklere bir sataşma yaşandı. Lenin ve yoldaşları çok geçmeden cevabı verdi. Ancak orada açık kalan tartışma Cafer Solgun tarafından devam ettiriliyor. Aralarında bir bağlantı olmadığını ve tamamen tesadüfi olarak birbirini tetiklediğini söyleyebiliriz.

Açık ki yaşanan tartışma Bakuni ile Marks arasında yaşanandan çokta farklı bir tartışma değil. Nasrettin hocanın dediği gibi; herkes haklı söylediklerin de.


Demir Küçükaydın ile polemik

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

DEMİR DUYMAZ UYDURUR

Yazınızı ilginç bulduğumu söylemem gerekir. Sanırım sizde Türkiye'de kimsenin Marksizm üzerine bir okuma yapmadığını çözdünüz. bu yüzden bol kepçeden ben söyledim oldu bitti havalarında sınız sanırım. Elbette her bozuk saat gibi yazınızda doğru noktalardan yola çıkıyor ama sadece yola doğru noktadan çıkıyor vardığı yer bakımından nereye gittiği bile belli değil. Marksist sosyoloji yani tarihsel maddecilik ile ekonomi politik iki ayrı bilim gibidir. Tarihsel maddecilik dikey uzayı incelerken, kapital bu dikey uzayı kesen yatay bir uzayı inceler. Ama en nihayetinde kesiştikleri bir nokta vardır oda metanın genel olarak ne olduğu, kapitalizmin bu meta üretimini nasıl gerçekleştirdiği ve mübadelenin ne olduğudur.

Ancak diğer her şeyden daha önemli olan bir başka “bilim” daha vardır. Düşünme metodu yani Marks ve Engels’i anlayabileceğimiz diyalektik materyalizm metodu vardır. Elbette bir bilim değil ama düşünmenin bilimi demekte bir sakınca görmüyorum ben. Diyalektiği, özellikle materyalist diyalektiği anlamadan Marksizm’i anlamak mümkün değildir. Ben sizin ve diğer okuyucuların diyalektik düşünmenin ne demek olduğunu bildiğini var sayarak hatırlatma yapmadan geçeceğim. Ama şunu söylemeliyim ki, diyalektiği görmediğiniz sürece Marksizm sizin için onlarca ayrı bilimin temelini oluşturmaya devam edecektir. Halbuki diyalektikte bu saydığınız iki bilim ile anılsaydı karşımıza tek bir bilim olarak Marksizm çıkacaktı.  Şöyle izah etmeye çalışayım:

Yeni, yine sosyalizm!

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Genel anlamda cevap vermek için yazı yazmak gibi bir geleneğim yok. Ancak zamane yazarları sol-sosyalist kültürün yetiştirdiği bir grup arkadaş ısrarla sosyalizm yine yeniden nasıl olmalı yazıları yayınlıyor. Bunların en toylarından Gökhan Kaya'nın turnosol.biz de yayınlanan yazısı da bu minvalde bir yazıydı. Ancak tartışmayı yürütme bakımından bu toy arkadaşlar Marksizm'in ekonomik ayağına Fransız kalıyorlar. Evet sosyalizmi tartışalım, evet yeni bir dünya için polemikler geliştirelim ama bunu yaparken en azından George Politzer'in "Felsefenin temel ilkeleri" kitabını okumuş olalım. Ekonomik vecelerde bir değişim olmadan toplumun sosyal yapısında bir değişim olmaz. Bu sadece Marksist sosyolojinin kabul ettiği bir gerçek değil. Bugün çağdaş sosyolojik yaklaşımların tamamında bu Marksist tarz kullanılır.Marksizm'i üç temel ayak üzerine tesadüfen inşa edilmiş bir bilim olarak görme hastalığı sadece bizim toplumumuza özgü bir durum değil. Yurt dışındaki entelektüel tartışmalarda da benzer durumları görebiliyoruz. Mesela diyalektik materyalizm'in yerine diyalektik idealizm'i öneren bazı kallavi yeni çağ filozoflarını görmek mümkün. İyi ama bu bir tercih değildi ki. Maddecilik bir kavrayışın sonucunda açığa çıkmış bir durumdu. Doğanın bir tasarım sonucu değil yasalar sonucu oluştuğunu söylemek Marksizm'in temel ilkesidir.

Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses